| |
Eyl 30

Yaşlı adam bir konfeksiyon mağazasının vitrine uzun uzun baktıran sonra
ilerideki yeşillikte oynayan çocukların en zayıfına dönerek “Küçüüük!”
diye seslendi , “Bana biraz yardımcı olur musun?”
Çocuk, hafta sonlarında yaptıkları misket oyununu ilk defa kazanmış olmasına rağmen arkadaşlarını bırakıp geldi. 7-8 yaşlarındaydı ve üzerindeki elbiseler tek
kelimeyle dökülüyordu.
Yaşlı adam çocuğu, saçlarını aksadıktan sonra
“Vitrindeki elbiseyi giymeni istemiştim. Bakalım üzerine uyacak mı?” dedi.
Çocuk bu teklifi ilk önce şaka sandı. Ama adam son derece ciddiydi.
Onunla birlikte mağazaya girerken ilk önce rüya da olup olmadığını, daha
sonra da şimdiye kadar yeni bir elbise giyip giymediğini düşündü.
Konunun Devamı İçin »
Eyl 30
Aşkın Fiziğini Keşfedin
Kadınlar, erkekler ve aşk… Mutluluğun formülünü her yerde aradık durduk ama bir türlü bulamadık. Şimdi, hiç aklımıza gelmeyen bir kaynak bize yardıma hazır; fizik kitapları. Çünkü aşkın dinamiklerini de o meşhur fizik kanunları belirliyor.
Lisede ezberlediğimiz yüzlerce fizik formülü karşısında çoğumuzun nasıl da nefesi kesilirdi. Oysa o formüllerin bir çoğunu zamanla unuttuk. Ta ki hayatımızın en önemli parçalarından biri olan aşkın altında bu formüllerin yattığını öğrenene dek. Kadın erkek ilişkilerinin ve tabii ki bu ilişkilerdeki problemlerin, yanılgıların ve çıkmazların temelinde doğanın en eski güçleri var.
Bugüne kadar aşklarımızı arkadaşlarımızla ya da psikologlarla birlikte analiz ettik, oysa aslında tek ihtiyacımız olan şey bir fizik kitabı. Pozitif ve negatif enerjinin etkileşimi, birbirini iten ve çeken bedenler, titreşimler, erime… Konunun Devamı İçin »
Eyl 29

Kirli çöp tanklarına uzanan nazik eller
Titriyor kesilince atılmış kırık camdan
Çember ucuyla sardı, ah bile demez diller
Bilir ki azar duyar boş dönerse adamdan
Bisiklet tekerinden yapılmış büyük çek çek
Yamalıklı bez ile kapanmış dört tarafı
Hayatla kavgası var belli ki bitmeyecek
Gözlerimde yer eden bu kadın fotoğrafı
Konunun Devamı İçin »
Eyl 29

KALBİMİN SAHİBİ
Genç kız feci bir hastalığın pençesinde kıvranıyordu. Yaralı kalbi artık bu dünyaya daha fazla dayanamamaya başlamıştı. Çok zengin olan ailesi tüm gazetelere, kalp nakli için ilan vermişlerdi…
Canını feda edecek birini arıyorlardı…Genç kız ise her gün hastane odasında biraz daha solmaktaydı. Yine yalnızdı odasında, gözü yaşlı, boynu bükük ölümü bekliyordu…Gözlerini kapadı, bu küçük odada gözyaşı dökmekten bıkmıştı… Yine de engel olamadı pınar gibi çağlayan gözyaşlarına. Sevdiği geldi aklına, fakir ama onu seven sevgilisi… Her gün aynı şeyleri düşünüyor, anıları bir film şeridi gibi gözünün önünden geçiyordu…
“Param yok ama sana verebileceğim sevgi dolu bir kalbim var” demişti delikanlı…
Genç kız da zaten başka bir şey istemiyordu… Sevgiye muhtaç biri, sevdiğinin sevgisinden başka ne isteyebilirdi ki… Ama olmamıştı işte, dünyalar kadar olan sevgilerinin arasına, o lanet olasıca para girmeyi bilmiş, onları ayırmıştı… İşte paranın geçmediği zamanlara gelmişlerdi.. Ne önemi vardı artık? Şu son günlerinde, sevdiği yanında olsa yeterdi…
Ayrılıklarından bu yana 5 bitmeyen, çile dolu yıl geçmişti… Konunun Devamı İçin »
Eyl 29
YAŞADIĞINIZ HER GÜN ÖZELDİR !
Eniştem; kızkardeşimin tuvaletinin en alt gözünü açtı ve
ince kağıda sarılmış bir paket çıkardı. “Bu” dedi, “sıradan
bir çamaşır değil.” Kağıdı açtı ve çamaşırı bana uzattı.
Zarif ve ipekliydi. Kenarları elişi dantelle süslenmişti .
Astronomik bir fiyat taşıyan etiketi hala üstündeydi.
“Jan bunu New York’a ilk gittiğimizde almıştı. Nereden
baksan sekiz, dokuz yıl olmuştur. Hiç giymedi.
Özel bir gün için saklıyordu.” Çamaşırı benden aldı ve
cenaze evine götürmek üzere ayırdığımız diğer giysilerle
birlikte yatağın üzerine koydu. Bırakırken eli bir an
yumuşak kumaşı okşar gibi oyalandı. Tuvaletin gözünü hızla
kapattı ve bana döndü ve dedi ki : ” Hiçbir şeyini özel
bir gün için saklama. Yaşadığın her gün özeldir.”
Konunun Devamı İçin »
Eyl 29
Eskiden Nasıl Tıraş Olunuyordu?
1991′de Avusturya Alpleri’nde buzullar arasında donmuş bir erkek cesedi bulundu. Şaşırtıcı olan cesedin 5.200 yıl önce yaşamış birine ait olması ve bugüne kadar hemen hemen hiç bozulmadan kalabilmesiydi. ‘Alp Çobanı’ adı verilen bu cesette dikkat çeken bir başka husus da, yüzünde sakal ve bıyık olmamasıydı.
Arkeologlara göre erkekler tarih öncesi devirlerde de tıraş oluyorlardı. Mağara duvarlarındaki bu devirlerden kalma resimler sakal tıraşı için kabukların, köpekbalığı dişlerinin, en çok da keskinleştirilmiş çakmaktaşlarının kullanıldığını göstermektedir. Günümüzde keşfedilen bazı ilkel kabilelerde çakmaktaşının bu amaçla kullanıldığı gerçekten de görülmektedir. Mısır’da açılan mezarlarda eski Mısırlıların M.Ö. 4. yüzyılda sakal kesmek için kullandıkları altın ve bakır aletler bulunmuştur.
Konunun Devamı İçin »
Eyl 29
• Hodan : Bitkinin çiçekleri ve yaprakları kullanılır. Fazla miktarda müsilaj, reçine, mâdenî tuzlar taşır. Yapraklar ve çiçekler ter verici, idrar ve balgam söktürücüdür. Boğaz ağrılarına ve öksürüğe karsı kullanılır.
• Hurma : Kalbimizin yeni dostu bulundu: Hurma Bugüne dek kalp ve damar hastalıklarından korunmada elmanın sihirli gücü biliniyordu. İsrailli bilimadamları kalbin gerçek dostunun hurma olduğunu kanıtladı. İsrailli bilim adamları, hurmanın, kalp ve damar hastalıklarından korunmak için önerilen elmadan daha etkili olduğunu açıkladılar. İsrail’de yapılan bir araştırmada, elma ve hurmanın yararları karşılaştırıldı. Hurmanın lif, mineral ve fenol açısından zengin olduğunu söyleyen bilim adamları, elmada daha fazla bakır ve çinko bulunduğunu, Konunun Devamı İçin »
Eyl 28

Duyulur muydu okyanuslarda bir deniz kızının ağlayışı;
merak ederdik beyaz köpüklü dalgalar, kırılgan hıçkırıklar
ve alaca karanlıkta yuvarlanan pırıltılarda görülür müydü
bir denizkızının ağlarken geceye döktüğü denizyıldızları.
Ya biz, ya siz, ya denizkızı için yolardık papatya yapraklarını;
ne çıkarsa bahtımıza uçuşurdu ateşböcekleri’ nin kanatlarında.
Gizlemişti bizi sazlıkta küçük göletlere merakımız
gömülüyken kumsala yan yana ayaklarımız
Konunun Devamı İçin »
Eyl 28

KALBİM TEMİZ DİYORLAR
Bazı kimseler kalp temizliğini sadece insanlar hakkında bir kötülük düşünmemek yahut yardımsever olmak gibi çok basit manada anlıyorlar… Bununla da kalmayıp insanlara iyi davranmakla, ALLAH’a ibadet mükellefiyetinden kurtulduklarını zannediyorlar. Bu şeytanın bir desisesi, nefsin bir oyunudur… Bu oyuna gelenleri aldatan sebeplerden biri, “hata emsal olmaz” prensibine göz kapamalarıdır… Bunlar, namaz kılan ibadet eden bir mü’minin günlük hayatında İslam’ın ruhuna ters düşen ve diğer insanlara zarar veren birtakım noktalar tespit ediyorlar. Bunları öne sürüyor ve “bu adam namaz kılıyor ama, şu hataları da işliyor. Ben ise onun düştüğü hatalara düşmüyorum” diyerek kendi ibadetsizliklerine, onun kusurlarında bir özür kapısı bulmaya çalışıyorlar. Bu tip yanlış değerlendirmeler sadece namaz kılmayanlara mahsus değil… namaz kılan bir mü’min de İslam’ın diğer emirlerini kendisinden daha iyi yerine getiren bir kardeşi hakkında benzer şeyler söyleyebiliyor.
Hidayet rehberimiz, Peygamber Efendimiz’ den (a.s.m) bir hadisi şerif:
Konunun Devamı İçin »
Eyl 28
Allah’ın hangi adı neye şifa verir?
Tez: Hastalık, öfke, nefret, kıskançlık, korku içimizde öldürücü bir zehir oluşturur Antitez: Bu zehrin en büyük panzehiri Esmaül Hüsna’dır.
Niyazi Altılar’ın Hayatın Büyük Sırrı 5. Element adlı kitabı geçtiğimiz aylarda kitapçı raflarında yerini aldı. Dini içerikli bir bireysel gelişim ve moral motivasyon kitabı olan eser benzerlerinden bir hayli farklı.
Kendisini sosyolog yazar ve liderlik uzmanı olarak tanımlayan Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü mezunu olan Niyazi Altılar’ın İslami literatürle kaleme aldığı eserinin bölüm başlıkları, ‘evrendeki ilahi sır, içimizdeki ilahi sır, hayatın büyük sırrı, sevginin birleştirici gücü, sevginin iyileştirici gücü, sevginin geliştirici gücü, bilgelik kaynağı sevgi, özgürlük kaynağı sevgi, sonsuzluk kaynağı sevgi, kendimizi sevmeyi öğrenmek, hayatı sevmeyi öğrenmek, evrensel yasa: Konunun Devamı İçin »
Anket
| |
En Son Yorumlar