Sosyal Bilimlere Yardımcı Olan Bilimler


 

Kaynak 1: 

Tarih: Tarih geçmiş zamanlarda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetlerini YER VE ZAMAN bildirerek, SEBEP-SONUÇ ilişkisi içinde anlatan bilim dalıdır.

* Bütün yönleriyle insanlığın geçmişini inceler
* Geçmişle gelecek arasında kurulan bir köprüdür
* Tarih insanlığın ortak mirasıdır.

TARİHE YARDIMCI OLAN BİLİMLER:

1)- COĞRAFYA: Tarih olayın geçtiği YER’in fiziki ve beşeri özelliklerini coğrafyadan öğrenir.
2)- ARKEOLOJİ(Kazı Bilimi): Toprağın ve suyun altında kalmış olan tarihi eserleri ortaya çıkarır.
3)- KRONOLOJİ(Takvim Bilgisi): Tarihi olayların zamanlarını belirleyerek, meydana geliş sıralarını düzenler.
4)- PALEOGRAFYA: Eski yazıların okunmasını sağlayan bilim dalıdır.
5)- EPİGRAFYA(Kitabeler Bilimi): Taş, mermer gibi sert cisimler üzerine yazılan yazıları inceler.
6)- SOSYOLOJİ (Toplum Bilimi): Sosyal olayları inceler.
7)- ANTROPOLOJİ: Toplumların ırk yapılarını inceler.
8)- FİLOLOJİ:(Dil Bilimi): Dilleri ve diller arasındaki bağları inceler.
9)- ETNOGRAFYA: Örf,adet, gelenek ve görenekleri inceler.
10)- DİPLOMATİK: Günümüze kadar gelmiş olan resmi belgeleri, fermanları vb. inceler.
11)- HERALDİK (Mühür bilimi): Resmi belgelerdeki mühür, arma ve özel işaretleri inceler.
12)- NÜMİZMATİK(Paralar bilimi): Eski Paraları inceler.
13)- ARKEOMETRİ (Karbon 14 Metodu): Herhangi bir tarihsel buluntunun yaşını hesap eden bilimdir.
Bunlardan başka tarihe yardımcı bilimler arasına felsefe, istatistik, psikoloji, astronomi, Tıp, kimya gibi bir çok bilimi katabiliriz.

—————————————————————————————

Rep Puanı : 56
Rep Seviyesi : Tarihe Yardımcı Bilimler

——————————————————————————–
Kaynak 2:

TARİHE YARDIMCI BİLİMLER

Tarih, insan faaliyetlerini incelerken diğer fen ve sosyal bilimlerle işbirliği yapar. Her bilim gibi tarih da diğer bilimlerden yardım almak zorundadır. Ancak tarihte yer ve zaman kavramının vazgeçilmez olması, yardımcı bilimlerden Coğrafya ve Kronolojiyi daha öncelikli konuma getirmiştir.

1. COĞRAFYA: Yer ve İklim bilimidir. Tarihi olayların geçtiği yere coğrafi çevre denir. Bu unsur belirlenirken de coğrafya biliminden yararlanılır. Olayların geçtiği yerin özelliklerini, insanların ekonomik ve sosyal durumlarını incelerken mutlaka coğrafya bilimiyle birlikte çalışılır. Coğrafi konum, çoğu kez olayların neden ve sonuçlarında birinci derecede etkendir. İnsanların sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimlerinde de coğrafi şartların büyük etkisi vardır. Özellikle beşeri coğrafya bu konuda yardımcı olur. Beslenme ve üretim şekillerinin incelenmesinde ekonomik coğrafyanın katkıları büyüktür.

2. KRONOLOJİ: Takvim ve Zaman bilimidir. Olayların gerçekleştiği zamanın tam ve doğru tespit edilmesi, sağlıklı sonuçlar elde edilmesi ve gerçekçi yorumların yapılabilmesi açısından çok önemlidir. Ayrıca olayların birbirleri ile bağlantılarının ve aralarındaki neden- sonuç ilişkilerinin tespiti de, olayların zamanlarının bilinmesine bağlıdır.

3. ARKEOLOJİ: Kazı bilimidir. Toprak ya da su altında kalmış ve insanlar tarafından yapılmış araç, gereç, eşya ve bina kalıntılarının bulunması, çıkarılması ve incelenip açıklanması arkeolojinin konusudur.

Özellikle tarih öncesi olarak adlandırılan yazısız dönemlerin aydınlatılmasında en önemli bilgi kaynağı arkeoloji bilimidir.

4. PALEOGRAFYA: Yazı bilimidir. Geçmişte kullanılan tüm yazı çeşitlerini inceler. Yazılı belgelerin çözümünde önemli bir bilim dalıdır.

Mısır tarihi için -> Hiyeroglifleri, Mezopotamya tarihi için -> Çivi yazısını, Orta Asya Türk tarihi için -> Orhun, Uygur ve Çin alfabelerini, Osmanlı, İran ve Arap araştırmaları için -> Arap alfabesini, Slav milletleri için -» Cyril alfabesini, Avrupa milletleri için -> Latin alfabesini bilmek gereklidir. Mesela, Osmanlı dönemi için yapılacak araştırmalarda değişik yazı türlerinin bilinmesi şart*tır. Nesih, sülüs, divani, rik’a, ta’lik, siyakat gibi yazı türleri vardır. Her birinin kullanılış yerleri farklıdır. Bu yazıların okunması öğrenilmeden, hiçbir zaman ciddi bir tarihi araştırma yapılması mümkün değildir.

5. FİLOLOJİ: Dil bilimidir. Yazılı belgelerin okunması kadar, o dilin özelliklerinin de bilinmesi zorunludur. Geçmişte ve günümüzde kullanılan dillerin de bilinmesi filolojinin konusudur.

6. DİPLOMATİK: Siyaset Bilimi. Siyasi belgeleri ve antlaşmaları inceleyen, açıklayan ve yorumlayan bilim dalıdır.

Hükümdar tarafından gönderilen emirlere ferman, bir vazifenin verilmesi gibi belgelere berat, iki devlet arasında karşılıklı olarak yapılan belgeye muahede denilir. Devletlerarasındaki resmi yazışmaları inceler.

Tarihsiz belgelerin değerlendirilmesi, sahte belgelerin hakikilerinden ayırt edilmesi gibi konular hep diplomatik ilminin kapsamına girer.

7. EPİGRAFYA: Kitabeler bilimi. Yazılı anıtları ( abideler, yazıtlar, kale kitabeleri) inceler ve yorumlar.

8. SOSYOLOJİ: Toplum bilimi. Toplum halindeki insanı, toplumlar arası ilişkileri, insanların oluşturduğu tüm sosyal kurumları inceler.

9. ANTROPOLOJİ: İnsan bilimi. İnsanların gelişim süreçlerini, fiziki ve sosyal yapılarını inceler

a) Fiziksel Antropoloji: İnsan ırklarını inceler. İnsan ırklarını, belli bir sitem doğrultusunda kalıtsal ve yapısal özellikleri dikkate alarak gruplar.

b) Sosyal (Kültürel ) Antropoloji: Toplumların kültürlerini ve bu kültürlerin oluşumunda sosyal yapının etkilerini inceleyen bilimdir.

Farklı toplumların birbirleri ile olan kültürel etkileşiminde özellikle sosyal antropoloji’den yararlanılır.

10. NÜMİZMATİK: Para bilimidir. Meskûkât (sikke bilimi) adıyla da kullanılır. Madeni para ve madalyaları inceler. Nümizmatik bilimi incelediği eski bir para ile o devletle ilgili;

a) Bağımsızlık durumu

b) Ekonomik yapısı

c) Hükümdarların sırası

d) Sanatları

e) Bilimsel, kültürel özellikleri

f) Teknolojik gelişimi

g) Yazı ve dilleri

h) Basıldığı merkezleri

i) Yaklaşık olarak yayılma alanı

j) Hangi madenin kıymetli olduğu gibi konularda bilgileri ortaya çıkarır.

11. MÜHÜR BİLİMİ (SİCİLOGRAFİ): Resmi belge ya da yazışmalardaki mühürlerin doğruluğunu, dolayısıyla belgelerin geçerli olup olmadığını inceler.

12. ETNOGRAFYA: Folklor-Kültür (Halk) bilimi. İnsan topluluklarının öz kültürlerini inceler. Toplumların örf, adet ve geleneklerini inceler.

13. ETNOLOJİ: Birden fazla sayıdaki toplumların gelenek ve göre*neklerini kıyaslamalar yaparak inceleyen bilimdir.

14. ARKEOMETRİ: Arkeolojik buluntuların tespit ve tarihlendirilmesinde fen ve matematiksel ölçme yöntemleri kullanan bilim dalıdır.

15. FELSEFE: Doğru ve bilinçli düşünmeyi, olaylar arasında bağlantı kurup sentez yapmayı sağlayan bilim dalıdır.

16. HERALDİK: Arma bilimi

17. TOPONOMİ: Yer adları bilimi

18. ANTROPONOMİ: İnsan adları bilimi

19. TOPOLOJİ: Yerel diller bilimi

20. EKOLOJİ: Çevre bilimi

21. KİMYA: Tarih öncesi devirlerin aydınlatılmasında kullanılan kalıntıların yıllarını belirlemede kimyasal metotlardan da yararlanılır. Bu metotlardan bir tanesi de karbon 14 metodudur.

22. ŞECERE: Devletlerin tarihinde etkili olan kişilerin soy geçmişle*rini araştırır.

23. PALEANTROPOLOJİ: Günümüzde görülmeyen insan türüne ait fosilleşmiş kalıntıları inceler.

—————————————————————————————-

Kaynak 3:

Mübahat S.Kütükoğlu

(Tarih Araştırmalarında Usûl, 1998, s.1-35 – özet)

Tarih en basit ifadeyle “geçmişin bilimi” olarak tarif edilir. Ancak tabii ki bu eksik bir tariftir. Tarih, insanların, toplumları etkileyen faaliyetlerinden doğan olayları; zaman ve yer göstererek anlatan, olaylar arasındaki nedensel ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkileşimlerini gösteren bir bilim dalıdır. Tarih, geçmişin olaylarını, kaynak malzemelerin eleştirel bir incelemesine dayanarak, kronolojik bir tutarlılık içinde irdeler, genellikle bunların nedenleri konusunda açıklamalarda bulunur.
Tarihçi olayları bizzat görme imkanına sahip değildir. Yani bir fizikçi veya bir kimyager gibi laboratuvarda gözlemleme imkanından mahrumdur. Ancak, olayları gözlemleyenlerin bıraktıkları belgelere dayanarak takip etmek mümkündür. Geçmiş ise herkese farklı bir ışık altında görünür. Tarihçi yazmış olduğu eserinde mutlaka kendi duygu ve düşüncelerine de yer vermiştir.
Tarihin konusu tabiatıyla geçmiş zamandır. Bizden önce yaşamış insan topluluklarının yaşayış biçimleri, yapmış oldukları savaşlar, barış ve antlaşmalar tarihin başlıca konularıdır. Bilim ve sanat dallarındaki gelişmeler ile toplumların din ve inançları gibi konular da tarihin inceleme alanına girmektedir. Tarihin asıl konusu gelişmelerdir. Eğer insanoğlu yeryüzünde ortaya çıktığı ilk haliyle kalsaydı tarih de olmazdı. Çünkü bu durumda incelenecek bir konu olmadığı gibi bunu sonraki kuşaklara aktaracak yazı ve diğer kültür ürünleri de olmazdı.
“Tarih bilimi geçmişteki olaylarla ve bu olayların zaman içindeki akışıyla ilgilenir” tanımlaması, tarihin konusunun belirlenmesi bakımından yeterli değildir. Çünkü dünyadaki olaylar sadece insanlar tarafından meydana getirilmemişlerdir. Bir de tabiat olayları vardır ki bunlar insanın iradesi dışında meydana gelirler. Tarih ise insanların faaliyetleri neticesinde meydana gelen olaylarla ilgilenir. Tarih bilimi, sadece bir olaylar dizisini değil, insanların düşüncelerinin ifadesi olan ve zamanla ortaya çıkan olayları; insanların yönlendirdiği sosyal gelenekleri konu edinir. Bunları şekillendiren kanunları bulmayı, gelişme-çöküş, tekamül-yozlaşma sebeplerini ve aşamalarını açıklığa kavuşturmayı amaç edinir.
İnsanlar farklı ruh yapılarına sahiptir ve tarihi olayların meydana gelmesinde insanların ruhi hallerinin rolleri bulunduğu inkar edilemez. Şu halde tarihçi, sadece fikirlere ilgi duymayıp, bu fikirlerin içinde duygu ve heyecanın köklerine de inmelidir. Ancak insanlar, farklı ruh yapılarına sahip oldukları için, her yeni durumda ve meydana gelen olayda, insanların ruhi halleri de farklılık gösterir. İnsanların farklı psikolojik yapıları olduğu gibi, toplumların da farklı psikolojik yapıları vardır. Tarihçilerin toplum psikolojisini de gözden uzak tutmaması gerekir.
Tarih biliminde, neden-sonuç ilişkisi büyük önem taşır. Tarihi bir inceleme bir ölçüde nedenlerin incelenmesidir. Çünkü her tarihi olayın mutlaka bir nedeni ve sonucu vardır. Tarihçi olayları neden-sonuç ilişkileri içinde ele alır. Elbette tarihi olaylarda zaman ve yer çok önemlidir. Fakat tarih bilimi sadece tarihi olayları bir zaman cetveliyle ortaya koymak değildir. Tarihçi incelediği dönem ve kişileri kendi çağlarının koşulları içinde anlayabilmelidir. Tarihçi sadece olayları ve bu olayların neden ve sonuçlarını ortaya koymakla yetinmez. Tarihi olayların dünden bugüne ve yarına aktığının bilincinde olan tarihçi mutlaka tarihte bir “eğilim” arar. Eğilim, olayların akış yönüdür. Tarihin eğilimleri tarihçinin dünü, bugünü ve bir geleceği anlamasında önemli ipuçları verir.
Tarih sadece geçmişteki olaylar dizisi olmadığı gibi, tarih bilimi de boş yere zaman harcanan basit bir uğraş değildir. Tarih bilimi, insanlara doğru sonuçlara varmaları için yön veren bir düşünce tarzıdır. Geçmişini bilmeyen, kendisini tanımayan bir toplum, tıpkı hafızasını kaybetmiş bir insan, ırmağın akıntısına kapılmış bir dal parçası gibidir. Bütün insanların veya toplumların, geçmişten cesaret almaya, onu öğrenmeye ve bu suretle tecrübe kazanmaya ihtiyacı vardır. Gerek tek tek bireyler, gerekse toplumlar, ne olduklarını ve nereden geldiklerini bilmeye, öğrenmeye merak ve ihtiyaç duyarlar. Tarih biliminin, bu ihtiyacın giderilmesiyle sağladığı manevi tatminin yanında, birtakım pratik faydaları da vardır. Zira insanlar kendilerinden öncekilerin tecrübelerinden istifade ederler. Bu da onların yazıp bıraktıkları belgelerle, yani tarihi kaynaklar sayesinde olur. Eski tecrübeler ise mevcut duruma ve geleceğe ışık tutar, yeni gelişmelere yön verirler. Geçmişin bilinmesi, bugünkü değerlerin daha iyi anlaşılmasını sağlar. Ayrıca tarih bilimi, insanlarda ahlak şuurunu uyandırıp, manevi değerlerin gelişmesinde rol oynar. Aileden başlayıp millete doğru gelişen bir sevgi ve bağlılığın doğmasına imkan hazırlar.
Tarih bilimi, insanlara milletlerin geçmişteki yaşantılarını ve diğer devletlerle olan ilişkilerini öğretir. Geçmiş uygarlıkları tanıtır. İnsana, geçmişini değerlendirme ve geleceğini daha iyi biçimlendirme konusunda yardımcı olur. Geçmişini iyi bilen toplum, geleceğini daha sağlıklı bir şekilde biçimlendirebilir. Tarih, insanlığın belleğidir. Ortak duygular yaratır ve geçmiş ile gelecek arasında bağ kurar.

TARİH YAZICILIĞININ TÜRLERİ
1. Hikayeci (Rivayetçi) Tarih
Bu tarz ilk olarak eski Yunan’da ortaya çıkmıştır. Başlangıçta ağızdan ağıza dolaşan hatıralar şairler tarafından nazım tarzında söylenmekte ve bunlara “epos” adı verilmekteyken, Logograflar tarafından hikayeleştirilerek nesre çevrilmişler ve arşivlerdeki malzemenin de ilavesiyle içlerine birtakım gerçekler de karışmıştır. Fakat yine de, Strabon’un ifadesiyle bunlar “epos” olmaktan kurtulamamışlardır. Logografların eserleri ne edebi, ne de tarihi eserlerdir. Sadece ilmi araştırma yolunu açan “basit kronikler”dir.
“Tarihin Babası” adıyla bilinen Heredotos her ne kadar Logografların yolundan gitmişse de, insanı merkez haline getirmiş olması ve kavrayış üstünlüğüyle onlardan ayrılır. Herodotos da hikayeci tarih tarzını kullanmıştır. Fakat olayları peş peşe sıralamakla kalmamış, onları bir düzen içinde nakletmiş ve bir kompozisyon örneği vermiştir. Eserinde az da olsa siyasi görüşler vardır. Tenkit düşüncesine sahip olmamakla birlikte, gördükleri ile duydukları arasında bir ayrım yapmıştır.

2. Öğretici (Pragmatik) Tarih
Geçmiş olaylardan ders almak, gelecekteki yolu doğru çizebilmek, okuyucuya ahlaki ve milli duygular aşılayabilmek maksadıyla yazılan bu tarz eserler, öğretici bir mahiyet arz ettiklerinden “öğretici” veya “pragmatik” denilen tarihçilik akımı içinde yer alırlar. Bu tarzın önderliğini yapan kişi Thukydides’tir. Gerçek anlamda tarihçilik, onun “Pelopennesoslular ile Atinalıların Savaşı” adlı eseriyle başlamıştır. Bu eser sadece edebi bakımdan değil, metod ve zihniyet bakımından da daha önceki eserlerden çok farklıdır. Bu fark, eserin gerek konu, gerekse muhtevasında kendini göstermektedir. Eser zaman ve mekan bakımından sınırlandırıldıktan başka, sadece müellifin yaşadığı devrin olaylarına tahsis edilmiş; devlet, tarihi realitenin merkezi olarak görülerek, esas yerine getirilmiştir. Devlet düşüncesinin esasını siyaset teşkil etmesi dolayısıyla da Thukydides bir siyasi tarih yazıcısı olmuştur. Thukydides yetişme tarzı sebebiyle de, araştırmaya yeni bir anlam getirmiştir. Bu da “siyasi öğretim de faydalı olmak”tır. Böylece ilk defa olarak tarih biliminin sosyal bilimler içindeki yeri de tayin edilmiştir.
Burada amaç, faydalı olmak, tarih yoluyla tecrübeyi arttırıp bilgiyi çoğaltarak geliştirmek ve insanı başarılı kılmaktır. Bunun şartları ise: 1) gerçeğe tamamen sadık kalmak, 2) olay ve durumları anlatırken, aralarındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Geçmişi öğrenerek, bu bilgilere dayanarak şu anki durum ve gelecek hakkında hüküm vermek anca bu şekilde mümkündür. Tarih yazıcılığında bu tür, Thukydides’den sonra diğer eski Yunan ve Roma tarihçilerince de benimsenmiş; Polybios, Plutarkhos, Tacitius, Machiavelli gibi yazarlar onun izinden gitmişlerdir. Pragmatik tarih yazıcılığının en belirgin özelliği, tarihte ün yapmış şahsiyetlere geniş yer verilmesi, bu kişilerin idealleştirilmesi, hatta adeta insan üstü varlıklar haline getirilmesidir. İslam tarihçiliğindeki “Siyer” kitapları bu tarza örnek olarak gösterilebilir. Thukydides’in açtığı çığır, tarihi gerçekleri ortaya koymak hedefini güttüğü halde, örnek olmak prensibiyle de hareket ettiğinden, bunu benimseyen müelliflerin eserlerinde hep zaferler ve parlak olayların işlenmesine özen gösterilmiş, başarısızlıklar ve hayal kırıklıkları karşısında sessizlik tercih edilmiştir. Bu da öğretici tarzın en büyük zaafını teşkil etmiştir.

3. Araştırmacı Tarih
XIX. yüzyılda tarih yazıcılığı tarzında ciddi bir hamle yapılmış, olayların sade anlatım ve geleceğe matuf öğreticisi vasfı yanında, çıkış sebepleri, bunları hazırlayan amiller, çeşitli olayların sebep ve sonuç ilişkilerinin araştırılmasına başlanmıştır ki, böylece tarih bir bilim olma kimliğini kazanmıştır.
Dünyada cereyan eden olaylar, sadece yeri ve zamanı bakımından değil, cereyan tarzı, rol oynayan kişiler bakımından da farklılıklar gösterir. Şartların müsait olması halinde “benzer” olaylar cereyan edebilirse de “tarih tekerrür etmez”. Yani, tarihi olaylar hiçbir zaman, aynı cins ve miktarda malzemelerin kullanıldığı laboratuvar deneyleri gibi değildir. Her birinin özel şartları, değişik mekanları vardır. Bu olaylara karışan kişilerin karakterleri, olay sırasındaki halet-i ruhiyeleri, dış tesirler birbirinden farklıdır. Şu halde, gerçek manada bir tahlil için, bütün bunların derinliklerine inilip ayrı ayrı araştırılması gerekir.
Olayın oluşuna sebebiyet veren şartların araştırılması da ayrı bir önem taşır. Bir olayı sadece tek bir sebebe bağlamak hatalıdır. Coğrafi, sosyal, siyasi, iktisadi vs. şartların iyi incelenmesi gerekir. Bunların birinin görülüp, diğerlerinin ihmal edilmesi yanlış sonuçlara götürebilir. Yani, tarihin bir bilim sıfatını kazanabilmesi için tarihin diğer sosyal bilimlerle olan ilişkilerinin her zaman göz önünde bulundurulması, yerine ve zamanına göre onlardan yardım istemesi gerekir.

TARİHİN BÖLÜMLENMESİ
İnsanlığın tarihini var oluşundan günümüze kadar bir bütün halinde incelemek oldukça güçtür. Bu neden tarih, çeşitli bölümlere ayrılarak incelenir. Fakat bu bölümlemeler bütünü bozucu bir özellik taşırlar. Bu nedenle araştırma ve incelemeyi kolaylaştırma yararından başka mutlak bir değerleri yoktur. Bu bölümlemeler sayesinde elde edilen bilgilerin bütün bir tarih bilinci içinde değerlendirilmesi gerekir.

1. Zamana Göre Bölümleme
Bu bölümlemede tarih, kronolojik dilimlere ve çağlara ayrılır: ilkçağ, ortaçağ, yeniçağ vs. Bu tip bölümleme kullanışlı, hatta kaçınılmazdır. Fakat tartışmalıdır. Çünkü bütün dünyanın kabul ettiği zamana göre bölümleme ortaya konulabilmiş değildir. Sözgelimi, bugün tarihte belirlenmiş çağlar, Akdeniz havzası ile Batı Avrupa’nın tarihsel gerçekliğine uygun düşmekte fakat Hint, Japon veya Çin kültürleri için bu bölümleme fazla bir şey ifade etmemektedir.

2. Bölgeye Göre Bölümleme
Bu tür bölümlemede kıtaların, ülkelerin, kentlerin, hatta köylerin tarihi söz konusudur. Avrupa tarihi, Türkiye tarihi, Ankara tarihi vs. Bu tür bölümlemenin de asıl amacı genel tarihe ulaşmaktır. Çünkü tarihi sadece yerel tarihe indirgemek, parçayı bütünden koparmak olduğundan hiçbir zaman bizi sağlıklı bir sonuca götürmez. Günümüzde bütün devletler milli tarihlerini dünya tarihi çerçevesinde yerleştirerek öğretmektedirler.

3. Konuya Göre Bölümleme
Buna analitik (çözümleyici) bölümleme adı da verilir. Bu tür bölümlemede, toplumların değişik yönlerinin incelenmesi söz konusudur. Sözgelimi: sanat tarihi, iktisat tarihi, düşünce tarihi, bilim tarihi vs. Bu tür incelemelerin de büyük yararı olmakla birlikte, incelenen alanın açık ve kesin bir şekilde sınırlandırılamaması bazı sorunlar yaratmaktadır. Sözgelimi dinî tarihi sosyal tarihten ayırmak son derece güçtür.

TARİHİN FAYDALANDIĞI BİLİMLER
Tarih biliminin başka ilimlerle ilişkisi olmaksızın gelişmesi düşünülemez. Hangi bilimlerle, ne oranda alakası bulunduğu, onlardan ne gibi hususlarda faydalanacağı hakkında fikir sahibi olan Tarihçi bir problemle karşılaştığında hangi bilim dalının yardımına başvurabileceğini bilmelidir.

1. Felsefe
Felsefe, doğru ve bilinçli düşünmeyi, belirtiler arasındaki genel bağları kurmayı öğreten, dünya görüşlerinin kavranmasına imkan hazırlayan bir bilim dalıdır. Tarihî düşünüş ve münasebetleri gösteren kolu ise “Tarih Felsefesi”dir. Olayların doğru tahlili ancak o devrin felsefesinin bilinmesiyle mümkün olur.

2. Sosyoloji
Sosyoloji toplumdaki sosyal kanunları ortaya koyar. Tarih ise geçmişteki olayları bu kanunları göz önünde bulundurarak inceler. Tarih araştırmalarında doğru sonuçlara varılabilmesi için sosyoloji kanunlarının bilinmesine ihtiyaç vardır.

3. İktisat
Birçok tarihi olayın temelinde iktisadi faktörler vardır. Bu olayların kanunları iktisat bilimi tarafından ortaya konur. Tarih ise onun tasviri ile meşgul olur. Fakat bütün tarihi olayların iktisadi sebeplerden kaynaklandığı görüşüne de saplanmak hatalı bir yoldur.

4. Antropoloji
Antropoloji “insanin tabiî tarihidir” şeklinde tarif edilen bu bilim dalı “fizik antropolojisi” ve “kültür antropolojisi” şekline ikiye ayrılır. Fizik antropolojisi, insan ırkının oluşumunu araştırırken; kültür antropolojisi ise, kültürlerin, yazının icadından önceki devirlerden başlayarak bugüne kadarki gelişimini inceler.

5. Arkeoloji
Kültür antropolojisinin bir kolu olarak gelişmiş bir bilim dalıdır. Özellikle belgelerin bulunmadığı devirler için, tarihin en önemli yardımcılarındandır. Kalıntılar, özellikle kültür ve medeniyet tarihi açısından büyük kıymet taşırlar. Hatta arkeolojik buluntular yanında yazılı kaynaklar bazen ikinci plana düşebilir.

6. Etnografi ve Etnoloji

Etnografi ile etnoloji arasındaki fark, antropolojinin kalbi sayılan etnografi tek bir kabile veya topluluğun hayatının ana unsurları olan yaşayış, örf, adet ve geleneklerini konu alarak incelerken; etnoloji ise iki veya daha fazla sayıda kültür arasında mukayeseli çalışmalar yapan bir bilim dalıdır.

7. Sosyal Antropoloji
Etnolojinin bir kolu olan sosyal antropoloji bilimi; 1) toplumun dini, siyasi, iktisadi ve sosyal müesseselerini, 2) müzik, dans, halk edebiyatını içine alan folklor araştırmaları, 3) etnoloji ile tarih, etnoloji ile psikoloji arasındaki ilişkileri konu alan mukayeseli çalışmalar yapar.

8. Filoloji
Bir toplumun dili bilinmeden tarihinin bilinmesi de mümkün değildir. Bunun içindir ki tarihi araştırmaların ilk şartı o toplumun dilinin öğrenilmesidir. Bu da filoloji denilen dil bilgisi sayesinde olur. Ne var ki, tarihi araştırmalarda basit bir dil bilgisi çok zaman yeterli değildir. Kelimelerin sözlükteki karşılıkları dışında, çeşitli devirlerde ve kullanılış yerlerine göre ifade ettikleri anlamların da bilinmesi gerekir. Aksi halde büyük hatalara düşülebilir.

9. Sanat Tarihi
Sanat tarihi kısmen arkeolojinin metodlarını kullanmakla birlikte son zamanlarda gelişme göstermiş bir bilim dalıdır ve özellikle kültür tarihi açısından ihmal edilemez.

10. Coğrafya
Bütün tarihi olaylar coğrafi bir mekan içinde geçer. Mekanın tasviri, olayların değerlendirilmesi açısından önemlidir ki bunu da coğrafya yapar. Coğrafi şartlar tarihe şekil verir ve gelişmesine yardım eder. Deniz kıyıları, nehir ve göllerin çevreleri, vahahar gibi topraklar insanların yerleşmeleri için en elverişli sahalar olmuş, büyük medeniyetler burada doğmuştur. Beşerî coğrafya, tarih bilimine, fizikî coğrafyadan daha çok yakındır. Çünkü beşerî coğrafya kanunlar teklif etmek yerine, toprağın iskan edilişinin şartları ve sonuçları hakkında bilgi verir. Beşerî coğrafyanın, tarih bilimine en çok yardımcı olduğu sahası, iktisadi ve sosyal tarihtir.

11. Paleografya
Bir toplumun dilini bilmek, tarihî araştırma için yeterli değildir. Dille birlikte kullanılan yazının da bilinmesi gerekir. Mısır tarihini araştırmak için hiyeroglif yazısını, Mezopotamya tarihini araştırmak için çivi yazısını, Orta Asya Türk tarihini araştırmak için Orhun ve Uygur yazıları ile Çin yazısını, Osmanlı, İran ve Arap tarihi için Arap yazısını, Slav milletlerinin tarihi için Kiril yazısını, Avrupa milletlerinin tarihini araştırmak için de Latin yazısını bilmek gerekmektedir. Ancak çoğu kez mesele bununla da çözümlenemez. Çünkü bu yazıların da birtakım çeşitleri vardır. Bunların her birinin kullanılış yerleri de farklıdır. Gerekli yazıların okunması öğrenilmeden hiçbir zaman ciddi bir tarihi araştırma yapılması mümkün değildir. İşte, yazıların tanınması ve özellikleriyle ilgilenen bilim dalına paleografya adı verilir.

12. Diplomatik
Toplumun dili bilinip kullandığı yazı okunsa bile, belgelerin ifade ettikleri anlam bilinmeden değerlendirilmeleri mümkün değildir. Belgelerin cins ve şekil olarak değerlendirmelerini yapan bilim dalı Diplomotik’tir. Belgelerin çeşitleri çıktığı ve ulaştığı yere göre, yazılma gayesine göre pek çok değişik adlar alırlar. Sözgelimi, hükümdar tarafından gönderilen emirler için: “ferman, emir, hüküm” adı verilir; bir şeyin kullanılma hakkı, bir vazifenin tevcihi gibi vesilelerle verilenlere: “berat” adı verilir; sadrazam, beylerbeyi gibi üst kademe görevlilerinin emirlerine “buyruldu” adı verilir; hükümdarın diğer bir devletin tebaasına veya kendi tebaasından bir gruba bahş ettiği hakları göstermek için yazılan belgelere “ahidnâme” adı verilir; iki devlet arasında karşılıklı tekeffülü ihtiva eden belgele “muâhede” adı verilir. Bu belgelerin her birinin özelliği vardır. Bu özellikler bilinince bazen metnin tamamının okunmasına bile gerek kalmadan hangi grup içine gireceği tespit edilebilir.

13. Epigrafi
Müstakil kitabeler olsun, bir yapı üzerine monte edilmiş bulunanlar olsun, ihtiva ettikleri bilgilerin doğruluğu dolayısıyla tarihçinin vazgeçemeyeceği kaynaklardan biri de epigrafi malzemesidir. Ancak bunların okunması ayrı bir ihtisas işidir. Bu kitabelerin okunmasıyla uğraşan bilim dalına epigrafi adı verilir. Küçük kitabelere “epigram” denilirken, büyük kitabelere “epigraf” adı verilir.

14. Nümizmatik
Nümizmatik, paraların tanınmasıyla uğrayan bir bilim dalıdır. Para ise gerek siyasi, gerekse iktisadi tarihin bazı noktalarının açıklığa kavuşturulması bakımından tarihçinin faydalandığı bir kaynaktır.

15. Mühürler
Mühürler ve armalar da bazı meselelerin aydınlatılmasında tarihçiye yardımcı olmasından dolayı tarihin yardımcı bilimlerinden biri olarak sayılmaktadır.

16. Şecereler
“Ensab cedveli” ve “geneoloji” şeklinde de bilinen şecereler, tarihçi için gerekli ve faydalı cetveller olmakla birlikte kendisine asil bir soy hazırlama merakında olan, böylece toplum içindeki yerini sağlamlaştıracağını umanlarca uydurma şecereler de tanzim edilmiştir. Günümüzde bu merakın hala devam ettiği görülmektedir. Muhteviyatını dahi bilmediği halde sahaftan bir ferman veya berat alıp aile yadigarı olarak gösterenlere rastlamaktadır. Bu hususlar göz önüne alınarak, her rastlanan şecereyi doğru kabul etmek yanlıştır.

17. Kronoloji (Takvimler)
Bir olayın geçtiği zaman çok önemlidir. Zamanı tespit edilemeyen bir olayın diğer pek çok şartları da bilinemeyeceğinden doğru olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Zamanın tayini için çok eski devirlerden itibaren çeşitli takvimler yapılıp kullanılmıştır. Bu takvimlerin birbirlerinden farklı olmaları sebebiyle aynı olaylar için değişik kaynaklarda başka başka şekillerdeki takvimlendirmeleri tek bir tarihe, bugün kullanılan miladi takvime icra edebilmek için, bunların birbirlerine geçişlerinin iyi bilmek lazımdır.

18. Onomastik
Tarih bilimi için yer adlarının, sadece belli mevkileri ifade eden birer ad olmaktan öte çok büyük önemi vardır. Eskiden, yeni bir köy veya kasaba kuruluşunda, oraya yeni bir ad aramaya ihtiyaç kalmaksızın, yerleşen topluluğun adı verilmiştir. Anadolu bunun en güzel örnekleriyle doludur. Bu adlar bize, aynı adı taşıyan boy, aşiret, cemaat gibi grupların nasıl bir yayılma gösterdiklerini anlatır. İşte bu yerleşme yerleri ile uğraşan bilim dalına “toponimi”; deniz, nehir, göl gibi su adlarıyla uğraşan bilim dalına “hidronomi”; şahıs adlarıyla uğraşan bilim dalına da “antroponomi” adı verilir.

29.495 views

Sosyal Bilimlere Yardımcı Olan Bilimler ile Benzer Yazılar:

21 Mayıs 2008 Saat : 12:41

“Sosyal Bilimlere Yardımcı Olan Bilimler” için 28 Yorum

  1. berna dedi ki:

    biraz daha çok çalışma

  2. özcan dedi ki:

    tamam,berna daha fazla bilgi istiyorsun heralde,en kısa zamanda…

  3. özcan dedi ki:

    yeterli mi berna?

  4. son-oks-mahduru dedi ki:

    valla bu konunun OKS de çıkmayacagına o kadar mutlu oldum ki anlatamam!! seviyorum ben bu milli eğitim bakanını ya :o) (l)

  5. burcu dedi ki:

    saoulun valla bu nlardan çalışaraqq sınıvdam tam puan çeqqddimm yhaaa sprr…

  6. Doğukan özgür dedi ki:

    sağol ödevimde yardımcı oldun

  7. melise dedi ki:

    yardımcı oluurmu bilemem okadar çok şeyi nasıl yazcam bilmiyorum

  8. NEŞE dedi ki:

    çok karışıktır neden çünkü başlıklar kırmızıyla yada renkli bir kalemle yazılmalıydı onun için çok saçma olmuş

  9. sanane dedi ki:

    sanane sanae sanane diom yha

  10. sanane dedi ki:

    😀 😛 :z :A :S :F :G :H :J :K :L :Ş :İ :Q :W :E :R :T :Y :U :I :O 😛 :Ğ :Ü :> :Z :X :C :V :B :N :M :Ö :Ç ::

    XXXXDDDDD……!!!!!!!!!!!!!!!

  11. sanane dedi ki:

    AY YILDIZ 😀 😛 XXXXX.DDDDDD

  12. misra dedi ki:

    çoook kısa dedimmmmmmm aamaaaaaaa çok uuuzuunnnnn hiç beğenmedimmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm

  13. Oğuz dedi ki:

    Güzeldi Sağolun

  14. tuğba dedi ki:

    Ödevime yardımcı olduğunuz için çok teşekkür ederim

  15. Zeki çocuk dedi ki:

    Cok zekiyim biliyodum zaten z@aaazaaaa

  16. Aysun dedi ki:

    Slm herkese ben 6h sınıfından aysun ödevin cevabı süper.♡♡♡

  17. Aysun dedi ki:

    cevab süper♡

  18. Arif dedi ki:

    teşekkürler

  19. berberat dedi ki:

    bencce güzel

  20. Abdullah dedi ki:

    Çok kötü

  21. gizemli dedi ki:

    çok kötü sosyal bilimlere yardımcılar yok yazar bence salak

  22. Anonim dedi ki:

    Hoocam super sayenizde odevimi bitirdim

  23. isimsiz veled dedi ki:

    Harika maşallah

  24. Kristina dedi ki:

    Thanks 💓

  25. Anonim dedi ki:

    Teşekkurler

Sosyal Bilimlere Yardımcı Olan Bilimler Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Özcan Bortepe Son Yazılar

Takvim

Kasım 2017
P S Ç P C C P
« Eyl    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Arşivler