| |
Kas 26
Atatürk’ün Eserleri
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamı boyunca kaleme almış olduğu eserlerinin toplamı 14′tür. Atatürk bu eserlerinde Siyasal yaşama, sosyal ve kültürel hayata ve askerliğe yönelik bir çok konulara değinerek aslında başarı için izlenmesi gereken yolları anlatmış bulunmaktadır. Atatürk’ün en büyük eseri denince akla elbetteki ilk olarak kurduğu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti gelmektedir. Ancak bunun yanında yukarda da bahsettiğimiz gibi bir çok alanda tavsiye ve fikirleri ile yine en büyük yol göstericimiz olmaktadır. Büyük önder Atatürk’ün yazmış olduğu bu eserleri başlıkları ile hatırlayacak olursak: “Nutuk (Büyük Söylev), Atatürk’ten Mektuplar, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk’ün Hatıra Defteri, Arıburnu Muharebeleri Raporu, Karlsbad Hatıraları, Geometri, Medeni Bilgiler, Bölüğün Muharebe Eğitimi, Takımın Muharebe Eğitimi, Taktik Tatbikat Gezisi, Taktik Meselelerin Çözümü ve Emirlerin Yazılmasına İlişkin Öğütler, Cumalı Ordugahı, Zabit ve Kumandan İle Hasbihal”dir.
Yazının tamamını okuyun »
Kas 01
MEKTUP NEDİR ?
Uzaktaki bir kişiye/kişilere ya da kuruma belirli bir durumu ifade etmek amacıyla yazılan yazılara mektup denir.Mektup Özellikleri ;
- Mektubun yazıldığı kişiyle yazan kişi arasındaki ilişkiye uygun bir seslenişle başlar.
- El yazısıyla ya da bilgisayar/daktiloyla yazılabilir.
- Tarih ve yer(mektubu yazan kişinin bulunduğu yer) belirtilmelidir.
- İmzalanması gerekir.
Mektup Türleri (Mektup Örnekleri)
Kişisel
Yazınsal ve Düşünsel Mektuplar
Resmi Mektuplar, İş Mektupları
Zarf Yazımı
Yazının tamamını okuyun »
Eki 22

Türk Dilinin Yaşı Sorunu
Türklük bilimi konuları içinde, birçok farklı görüşün ve tezin ileri sürüldüğü konulardan biri de Türkçenin kaç yaşında olduğudur. Ortaya atılan görüşler içinde, kuşkusuz dikkate değer olanlar vardır; fakat biz, bu alanda çok önemli bir gelişme sağlayarak Türkçenin tarihi gelişimi hakkında farklı bir ivme kazandırmayı başaran Osman Nedim Tuna’nın çalışmasını temele alarak, siz değerli araştırmacılarımızı bilgilendirmeye çalışacağız.
“Sümer ve Türk Dillerinin Tarihi İlgisi ve Türk Dili’nin Yaşı Meselesi” adlı eserinde, Prof. Dr. Osman Nedim Tuna, 168 sözcükteki türlü ses denklikleri çerçevesinde ele almakta ve “Sümerlerle Türkler arasında dil bakımından tarihi bir ilgi bulunduğu konusu bu 168 sözcük ve gerekli açıklamalarla kanıtlanmıştır.” demektedir. Bu konuya daha önce yayımladığım “Türkçe - Sümerce İlişkisi” adlı yazımda, bu konuya değinmiştim. Türk dilinin yaşı hakkındaki çalışmalarıyla Tuna, yaptığı belirlemelerin sonucu olarak, “Bugün yaşayan dünya dilleri arasında, en eski yazılı belgeye sahip olan dil, Türk Dili’dir. Bunlar Sümerce tabletlerdeki alıntı sözcüklerdir.” biçiminde çok önemli bir yargıya varmıştır.
Yazının tamamını okuyun »
Eki 05
Atatürk’ün Türk sporu ve sağlık üzerine söylemiş olduğu sözleri:
Her çeşit spor faaliyetlerini, Türk gençliğinin millî terbiyesinin ana unsurlarından saymak lâzımdır. 1937 (Atatürk’ün K.A.N., S. 32)
Muvaffak olmak için her türlü yardımdan ziyade bütün milletçe sporun mahiyeti, kıymeti anlaşılmak ve ona kalbten sevgi göstermek, onu vatanî vazife sayma lâzımdır. 1926 (Atatürk’ün B.N., S. 106)
Bir toplum yalnız spor ile rengini ve kuvvetini değiştiremez. Orada hâkim olan sıhhî, sosyal, medenî birçok gerek ve şartların teminine yönelen teşebbüs ve tedbirlerin uygulanması lâzımdır. 1926 (Atatürk’ün B.N., S. 106)
Türk milleti anadan doğma sportmendir. Henüz yürümeye başlayan köy çocuklarını bile harman yerlerinde güreşirlerken görürsünüz. Ata en çok ve en iyi binen yalnız Türk erkekler değildir; Türk kadını da bu işi bilir.
Yazının tamamını okuyun »
Eki 01
Atatürk’ün eğitimle ilgili sözleriAtatürk’ün Eğitimle İlgili Söylediği Sözler
Bir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça, muharebe meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuna bağlıdır. 1923
Öğretmenler her fırsattan yararlanarak halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutan bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır. 1927
Milli eğitimde süratle yüksek bir seviyeye çıkacak olan bir milletin, hayat mücadelesinde maddi ve manevi bütün kudretlerinin artacağı muhakkaktır. 1928
Milli eğitim ışığının memleketin en derin köşelerine kadar ulaşmasına, yayılmasına özellikle dikkat ediyoruz. 1924
Yazının tamamını okuyun »
Eki 01
ZABT: 1. Sıkı tutma. 2. İdaresi altına alma, kendine mal etme. 3. Silah zoru ile bir yeri alma. 4. Anlama, kavrama. 5. Kaydetme, özetini yazma.
ZÂHİB: 1. Gidici, giden. 2. Bir fikre veya zanna uyan, kapılan.
ZÂHİR: Açık, belli, görünür, meydanda olan.
ZÂHİRÎ: Dıştan görünen, meydanda olan.
ZAİL: Sona eren, sürekli olmayan.
ZAMİR: 1. Her şeyin iç yüzü. 2. Yürek, vicdan. 3. Gizli fikir. 4. Zamir, ismin yerini tutan kelime.
ZÂNİ: Zina eden erkek.
ZÂNİYE: Zina eden kadın.
ZARAR: Ziyan, eksiklik, kayıp.
Yazının tamamını okuyun »
Eyl 23
YÂD: 1. Anma, hatırda tutma, zikretme. 2. Hediye. 3. Hatıra. 4. Hatır gönül.
YAKAZA: Uyanıklık, dikkatli olma, uyku ile uyanıklık arasındaki hal.
YÂRÂN: Dostlar, sadık arkadaşlar, sevgililer.
YE’CÜC VE ME’CÜC: Kur’ân-ı Kerim’de bahse konu edilen ve kısa boylu olacakları söylenen, ortalığı fitne ve anarşiye boğacak olan bir kavmin adı.
YED: El, (mecazen) güç, kudret, yardım.
YEMÎN-İ GAMÛS: Yalan yere bile bile yapılan yemin.
YEMÎN-İ MÜN’AKİDE: Akit yemini, and içme.
YETÎM: Babası ölmüş çocuk.
YEÛS: “Ye’s”den: Ümitsiz.
YEVM: Gün.
YEVM-İ KIYÂMET: Kıyamet günü.
Yazının tamamını okuyun »
Eyl 17

Eski Türkçe
Türk yazı dilinin ele geçen ilk örnekleri Orhun Âbidelerinin metinleridir. Fakat bu metinler şüphesiz Türk yazı dilinin ilk örnekleri değildir. Çünkü Orhun Âbidelerindeki dil yeni teşekkül etmiş bir yazı dili olarak değil, çok işlenmiş bir yazı dili olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bakımdan, Türk yazı dilinin başlangıcını ele geçen bu ilk metinlerden çok daha öncelere çıkarmak gerekir. Türk yazı dilinin sekizinci asırdan sonraki gelişmesi ile mukayese edilerek bir tahmin yürütülürse, Orhun abidelerindeki yazı dilinde hiç değilse bir kaç asırlık bir gelişme mevcut olduğuna kolaylıkla hükmolunabilir. Buna göre Türk yazı dilinin başlangıcını Milâdın ilk asırlarına, hiç olmazsa Orhun âbidelerinden bir kaç asır önceye çıkarmak doğru olur. Fakat Orhun kitabelerinden daha eski bir metin ele geçmediği için bu yazı dilini ancak sekizinci asırdan itibaren takip edebilmekteyiz.
Yazının tamamını okuyun »
Eyl 17
VÂCİB: Gerekli, zorunlu olan, yerine getirilmesi her Müslüman için gerekli ve zorunlu olan Allah‘ın emirleri.
VÂCİBÂT: Yapılması gerekli olan şeyler, farzlar.
VÂCİBU’L-VÜCÛD: Vücudu mutlak var olan, yokluğu mümkün olmayan Allah.
VADİ: 1. Bir nehrin yatağı. 2. İki dağ arasındaki uzun çukur. 3. Yol, tarz, metod, dere.
VAFTİZ: Hıristiyanlığa yeni girenin ve çocuğunun dine girmesi için gerekli sayılan, suya sokma töreni.
VAHDET: 1. Birlik, bir ve tek olma. 2. Yalnızlık, kendi kendine kalış.
VAHDET-İ VÜCUD: Varlıkların tek asıldan çıkma inanışı.. Tasavvufî bir görüş. Varoluşun tek kaynağa bağlılığı.
VAHİM: Ağır, sonu tehlikeli, çok korkulu.
VAHİY: İlâhî bilgi Allah‘tan peygamberlere gelen özelliği, Allah‘ın dilediği şeyleri peygambere bildirmesi.
VAÎD: İyiliğe sevk veya kötülükten kurtarmak için ileride olacak kesin hadiseleri haber vererek korkutmak, Cehennemi haber vermek.
Yazının tamamını okuyun »
Eyl 14
ÜLFET: 1. Alışma, kaynaşma. 2. Görüşme, konuşma. 3. Dostluk.
ÜMERA: Emirler, beyler, yöneticiler.
ÜMİD: Umut, ümit.
ÜMMET: Bir Peygambere inanan insan topluluğu.
ÜMMÎ: Anasından doğduğu gibi kalıp, okuyup yazma öğrenmeyen kimse.
ÜMMÜ’L-HABÂİS: (Kötülüklerin anası) şarap, içki.
ÜMMÜ’L-KURA: Şehirlerin anası, Mekke-i Mükerreme.
ÜNSİYYET: Alışkanlık, sokulganlık, düşüp kalkma.
ÜNVAN: Lakap, ünvan.
ÜSLUB: Tarz, biçim, ifade yolu.
Anket
Referandum Sonucu Sizce Ne Olur?
| |
En Son Yorumlar