| |
Kas 30
ZABİT: (Ar.) Er. 1. Askere kumanda eden rütbeli asker. 2. Ticaret gemilerinden, geminin hareketini yöneten idareci. 3. İdare etme gücü olan. (Mecaz): Tuttuğunu koparan, dediğini yaptıran kimse.
ZADE: (Fars.) Er. 1. Evlat, oğul. 2. Dürüst, doğru adam.
ZAFER: (Ar.) l. Amaca ulaşma, basan. 2. Düşmanı yenme, üstün gelme, utku. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ZÂFİR: (Ar.) Er. - Zafer kazanan, üstün gelen.
ZAĞNOS: (Tür.) Er. - Bir tür doğan ‘ kuşu.
ZÂHİD: (Ar.) Er. - Zühd sahibi, şüpheli şeyleri bile terkederek günahtan kaçan, Allah korkusuyla dünya nimetlerinden el çeken (kimse) muttaki.
Konunun Devamı İçin »
Kas 26
YA’KUB: (Ar.) Er. 1. Erkek keklik. 2. İbranice, “Takib eden, izleyen”. -Hz. Yusuf (a.s.)’un babası ve Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen 25 peygamberden (Hz. Ya’kub). Hz. İshak (a.s.)’ın oğlu. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.
YABAN: (Fars.) Er. 1. Yabancı. 2. Issız kır, ova, çöl, sahra. 3. Dışarı, başka ülke, gurbet. 4. Ekin tarlası.
YABAN GÜLÜ: (Fars.) Ka. 1. Kır gülü. Bozkır çiçeği. 2. Kuşburnu.
YABAR: (Tür.) Er. - Güzel koku, misk.
YABENDE: (Fars.) - Bulucu, bulan. Keşfeden. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
YABGU: (Tür.) Er. - Eski Türk devletlerinde “hükümdar” anlamında kullanılan bir unvan.
YADE: (Fars.) Ka. - Hatıra.
Konunun Devamı İçin »
Kas 23
VABİL: (Ar.) Er. - İri damlalı yağmur.
VABİLE: (Ar.) Ka. - (bkz. Vabil)
VACİB: (Ar.) Er. 1. Dini (şer’i) bakımdan terkedilmesi doğru ve uygun olmayan, kesinlik bakımından farzdan sonra gelen. 2. Çok lüzumlu, bırakılması mümkün olmayan zaruri. -Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.
VACİBE: (Ar.) Ka. - Yapılması gerekli olan.
Konunun Devamı İçin »
Kas 20
ÜBAB: (Ar.) Er. - Şiddetli, taşkın sel suyu.
ÜBABE: (Ar.) Ka. - (bkz. Übab).
ÜBEY: (Ar.) Er. - Sahabedendir. Übey b. Ka’b.
ÜBEYDULLAH: (Ar.) Er. - Allah’ınkulu.
ÜBEYD: (Ar.) Er. Köle, kölecik, kul.- Türk dil kuralına göre “d/t” olarakkullanılır.
ÜBEYDE: (Ar.) Ka. - (bkz. Übeyd).
ÜBHET: (Ar.) Er. - Büyüklük, ululuk.
Konunun Devamı İçin »
Kas 16
UBAB: (Ar.) Er. 1. Pek taşkın, coşkun. 2. Delice akan sel.
UBEYD: (Ar.) Er. - (bkz. Ubeyde).
UBEYDE: (Ar.) Ka. - Küçük köle, kölecik. Ashabın kullandığı isimlerdendir. Ubeyde b. el-Cerrah.
UBEYDULLAH: (Ar.)Er. - Allah’ın kulu.
UCAER: (Tür.) Er. - Değerli, yüce kimse.
UCATEKİN: (Tür.) Er. - Yücelikte eşsiz kimse.
UÇANAY: (Tür.) Er. - Ay gibi yüksek anlamında.
UÇANOK: (Tür.) Er. - Hızlı, atak, yiğit.
Konunun Devamı İçin »
Kas 13
TENAY: (Tür.) Ka. - Ay gibi beyaz, parlak tenli.
TENDUBAY: (Tür.) Er. - Yiğit, cesur erkek.
TENDÜ: (Moğ.i). - Yiğit, cesur. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TENGİZ: (Tür.) Er. - Deniz.
TENGİZALP: (Tür.) Er. - Denizci yiğit.
TENNUR: (Tür.) Ka. - Teni nur gibi aydınlık, berrak olan güzel.
TENŞİT: (Ar.) Er. - Şenlendirme, keyiflendirme.
TENVİR: (Ar.) Er. - Aydınlatma, ışıklandırma.
Konunun Devamı İçin »
Kas 10
TABDAN: (Fars.) Ka. -Işıklı, parlak.
TABENDE: (Fars.) Ka. - Parlayan, ışık veren
TABERİ: (Ar.) Er. - Büyük İslâm tarihçilerinden biri.
TABİSTAN: (Fars.) Ka. - Yaz.
TABİYE: (Ar.) Ka. - Yerli yerine koyup hazırlama, düzenleme.
TABNAK: (Fars.) Ka. - Parlak.
TACAL: (Tür.) Er. - Üstün ol, baş ol.
TACAVER: (Fars.) Er. - Padişah, hükümdar.
TACEDDİN: (Ar.) Er. - Dinin tacı. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.
TACISER: (Ar.) Ka. - Baş tacı, en çok sevilen, sayılan.
Konunun Devamı İçin »
Kas 07
ŞABAN: (Ar.) Er. 1. Aralık, fasıla. 2. Hicri, Kameri ayların sekizincisi, üç ayların ikinci ayı.
ŞABEDDİN: (Ar.) Er. - Din topluluğu, cemaati. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.
ŞÂDÂB: (Fars.) Er. - Suya kanmış, sulu, taze.
ŞÂDÂN: (Fars.) Ka. - Keyifli, neşeli, sevinçli.
ŞADİ: (Fars.) Er. - Sevinç, mutluluk.
ŞADİYE: (Ar.) Ka. 1. Memnunluk, sevinç, gönül ferahlığı. 2. Güzel sesle şarkı okuyan, şiir söyleyen.
ŞADKÂM: (Fars.) Ka. - Çok sevinçli.
Konunun Devamı İçin »
Kas 05
SEM´AN: (Ar.) Er. - İşiterek. Dinleyerek.
SEMA: (Ar.) Ka. 1. İşitme, duyma. Musiki dinleme. 2. Gökyüzü. 3. Felek. 4. Mevlevilikte musiki eşliğinde icra edilen dönme hareketi.
SEMAHAT: (Ar.) - Cömertlik, el açıklığı, iyilikseverlik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEMAÎ: (Ar.) Er. 1. Semaya, göğe havaya ait. 2. Gökten düşmüş. Allah tarafından olan, ilahi. 3. - İşitme esasına dayalı olarak öğrenilen, (bkz. Semavi).
SEMÂN: (Fars.) Er. 1. Gökyüzü. 2. Güneş ayının 27. günü. 3. Bıldırcın.
SEMÂNE: (Fars.) Ka. - (bkz. Seman).
Konunun Devamı İçin »
Kas 01
RABBANİ: (Ar.) Er. 1. Allahla ilgili. 2. Kendini bütün varlığıyla Allah’a teslim eden. Putçu inanıştan uzak, şalin amel işleyen, Allah’tan geleni kabul edip, O’nun dinine muhalif olana karşı çıkan.
RABIT: (Ar.) Er. - Rabteden, bağlayan, birleştiren. Nefsini dünyadan menedip ahirete bağlamış olan.
RABITA: (Ar.) Ka. 1. İki şeyi birbirine bağlayan şey, bağ. 2. Münasebet, ilgi. 3. Bağlılık, mensub olma. 4. Sıra, tertip, usul, düzen.
RABİ: (Ar.) Er. - Dördüncü.
RABİA: (Ar.) Ka. 1. Dördüncü. Saatteki salisenin 2. Tanzimattan sonra memurlukta kolağası derecesinde bir rütbe. 3. Ünlü kadın mutasavvuf.
RABİH: (Ar.) Er. - Yararlı, kazançlı, karlı.
Konunun Devamı İçin »
Anket
| |
En Son Yorumlar